Kapitalizm krizde! Tüm dünya ülkelerine hızlı bir şekilde yayılan ekonomik kriz; küreselleşmenin de etkisi ile ekonomik sistemi yerle bir ediyor. Euro bölgesindeki birkaç ülke kendi borçlarını tek başlarına ödeyemez hale geliyor. Almanya'da kamuoyu, Yunanistan ve İspanya gibi büyük ülkelere yardım yapılmasına karşı direnç gösterebilir. Avrupa Merkez Bankası'nın sessizce açtığı yardım kredileri ifşa olursa bu durum siyasi olarak tartışmalı hale gelebilir. 2008 yılında başlayan bu küresel kriz ortamında Andreas Sauter ve Bernhard Studlar ?Ver Parayı? isimli oyunu yazıyorlar. Savaş ve ekonomik krizin gölgesinde yaşadığımız bugünle keskin paralellikler taşıyan oyun; rakamların konuşulduğu bir dünyada 'kriz'in arkasında artık sözü pek de edilmeyen hislerin; korkular ve umutlar gibi ince izlerin peşine düşüyor. Krizin küresel olduğu; her şeyi ve herkesi etkilediği söylenip duruyorsa, devam etmekten başka ne yapılabilir? İşsizlik, evsizlik, yoksulluk ve zenginler; ?barışçıl? rekabet içinde bir toplum: 14 farklı hayat? Kartlar herkes için her gün yeniden dağıtılıyor. Kimler düşecek, kimler çıkacak? Biri İkea?da satış görevlisi diğeri hostes bir çift; yoğun iş tempoları ile birlikte çocuklu aile hayatlarını da yönetmek zorundalar. Planlarında olmayan bir iş eğitimine gitmek zorunda kaldıklarında hafta sonu çocuğa kim bakacak? Doğalgaz fiyatları arttıkça mahallenin yaşlıları ilk yapmaları gereken şeyin ısıtmadan tasarruf etmek olduğunu iyi biliyorlar. İşsiz genç kadın her gün uğradığı bankada borcunu kapatmanın yollarını arıyor. Bir ressam ve alkolik modeli karşılıklı ücret pazarlığındalar. Peki varlıklı bir koleksiyonerin konforlu hayata alışmış eşi ya Range Rover?ını satmak zorunda kalırsa? ?Ver Parayı?; göçmen bakıcıdan bir otomobil satıcısına, kafe işletmecisinden bir müdüre; alt, orta ve üst sınıflara bölünmüş bir toplumu incelikli bir şekilde bir araya getiriyor. Kısa ve güçlü sahnelerden oluşan oyunda zaman zaman birbiriyle kesişen farklı hikayeler ritmi hiç düşmeyen bir tempoda aktarılıyor. Ekonomik krizi bu kez tüm sertliğine rağmen gülümseten bir bakış açısıyla izleyeceksiniz.